Türkiye'de bir mimarlık ofisi ya da serbest çalışan bir iç mimar, bugün AI görselleştirme aracı ararken karşısına çıkan seçeneklerin büyük çoğunluğu yurt dışı kaynaklı: fiyat dolar, arayüz İngilizce, destek e-postası Kaliforniya saatinde cevap veriyor.
Etiketteki "$29/ay" (yayın tarihinde örnek bir dolar aboneliği fiyatı olarak) makul görünebilir. Ama Türkiye'de faaliyet gösteren bir işletme için gerçek maliyet o etikette yazmıyor. Kalem kalem bakalım — ve her kalemde, kendi rakamınızla nasıl hesap yapacağınızı gösterelim.
Tek ilke: etiket fiyatı "gördüğünüz maliyet"tir, gerçek maliyet "hissettiğiniz maliyet"tir
Dolar bazlı bir aboneliğin etiketi sabit görünür ama sizin ödediğiniz şey sabit değildir — çünkü kur, fatura süreci ve destek gecikmesi gibi üç değişken her ay o sabit görünen rakamın üzerine binmiş görünmez bir yük olarak çalışır. Bu yazı bu görünmez yükü hesaplanabilir hale getirmek için var; her bölümde bir kalemi soyutça anlatmak yerine kendi abonelik ücretinizle nasıl bir hesap yapacağınızı formülleştiriyoruz.
1. Kur riski: bütçeleyemediğiniz gider
Dolar bazlı abonelik, TL kazanan bir ofis için her ay yeniden fiyatlanan bir gider demek. Yıl başında bütçelediğiniz araç maliyeti, yıl sonunda bambaşka bir rakama dönüşebiliyor. Birden fazla araç kullanan ofislerde (render + video + upscale ayrı ayrı abonelikse) bu belirsizlik katlanıyor.
Kendi kur riskinizi hesaplayın:
Yıllık kur riski ≈ Aylık $ ücret × 12 × (Yıl içi en yüksek kur − Abonelik başlangıcındaki kur)
Bu formülün amacı kesin bir rakam üretmek değil, riskin büyüklük mertebesini görmenizi sağlamaktır. Örneğin aylık $29 ödeyen bir ofis için: 29 × 12 = 348 dolarlık yıllık taban ödeme, kur yılın başından sonuna sadece birkaç birim hareket etse bile TL cinsinden onlarca-yüzlerce liralık öngörülemeyen bir fark üretir — ve bu fark bütçeye asla "planlı gider" olarak girmez, her ay sürpriz olarak gelir. Formüldeki kur farkı büyüdükçe risk de doğrusal büyür; bu yüzden birden fazla dolar aboneliğiniz varsa (render + video + upscale) riskleri tek tek değil toplamda görmeniz gerekir.
TL fiyatlandırmada rakam, faturanızdaki rakamdır. Syntina'da hem aylık/yıllık planlar hem kredi paketleri TL olarak fiyatlanır; yıllık planda kuru değil, indirimli TL tutarı konuşursunuz — yukarıdaki formülün sonucu sizin için sıfırdır, çünkü formüldeki "kur farkı" terimi hiç oluşmaz.
2. Fatura ve gider: muhasebenizin görmek istediği şey
Yurt dışı SaaS ödemelerinde Türkiye'deki işletmelerin yaşadığı pratik sorunlar muhasebecilerin yakından bildiği bir konu: belge düzeni, gider gösterme süreci ve yurt dışı hizmet alımlarına ilişkin ek yükümlülükler işletmeden işletmeye ciddi kafa karışıklığı üretiyor. Çoğu serbest mimar bu kalemleri hiç gider gösteremiyor — yani aracın gerçek maliyeti, vergi avantajı kaybıyla birlikte etikettekinden daha yüksek.
Bunun pratik karşılığı şu: gider gösteremediğiniz her ödeme, o ödemeyi doğrudan vergi sonrası kârınızdan karşıladığınız anlamına gelir — gider gösterebilseydiniz o tutarın bir kısmı vergi matrahınızı düşürecekti. Bu farkın büyüklüğü işletmenizin vergi durumuna göre değiştiği için burada bir oran vermiyoruz; muhasebecinize sorulması gereken somut soru şudur: "Bu yurt dışı ödemeyi gider gösterebiliyor muyum, gösteremiyorsam etiket fiyatına göre gerçek maliyetim ne kadar artıyor?"
Syntina'da ödeme PayTR üzerinden TL ile alınır ve karşılığında Türkiye'de düzenlenmiş e-fatura/e-arşiv faturası kesilir. Muhasebenize tek bir PDF iletirsiniz; süreç, herhangi bir yerli yazılım hizmeti almakla aynıdır. Kurumsal tarafta şirket bilgileriyle (VKN, vergi dairesi) faturalandırma hesap ayarlarından yönetilir.
3. Destek: "ticket açtım, bekliyorum" ile "yazdım, cevap geldi" farkı
Teslim akşamı bir üretim takıldığında İngilizce destek formuna yazıp 24-48 saat beklemek, Türkiye saatiyle çalışan bir ofis için gerçek bir operasyon riski. Yerli ekip farkı burada hissediliyor: sorun Türkçe anlatılıyor, aynı zaman diliminde yanıtlanıyor, gerekiyorsa ekran paylaşımıyla çözülüyor.
Bunun ölçülmesi zor ama deneyimleyenin unutmadığı bir karşılığı var: aracınızı geliştiren ekibe Türkçe ulaşabilmek. Syntina'daki birçok özellik — 3ds Max eklentisindeki FBX dışa aktarımından tuvaldeki toplu üretim akışlarına — doğrudan Türkiye'deki kullanıcıların talepleriyle şekillendi.
4. Dil: arayüz değil, iş akışı meselesi
"İngilizce arayüze alışkınız" denebilir; asıl mesele arayüz değil. AI üretiminde işin kalbi talimat: sahneyi, malzemeyi, ışığı tarif ettiğiniz metin. Yurt dışı araçlarda bu talimatı İngilizce yazmak zorundasınız ve sonucun kalitesi İngilizcenizin nüans gücüne bağlı hale geliyor.
Syntina'da prompt'u Türkçe yazarsınız; sistem bunu modelin en iyi anladığı biçime çevirir. Canvas Agent ile bir adım ötesi de mümkün: "zemini ahşap parke yap, gerisi aynı kalsın" gibi günlük Türkçe bir cümle, profesyonelce kurgulanmış bir düzenleme talimatına dönüşür. (Prompt yazma rehberimiz bu talimatın nasıl kurulduğunu adım adım gösteriyor.)
5. "Yerli ama yetersiz" önyargısı
Türkiye pazarında yerli yazılıma dönük haklı bir şüphe var: yerli olup teknolojide geriden gelen ürünler hepimizi yordu. Bu yüzden net olalım — yerlilik tek başına bir satın alma gerekçesi değildir. Aracın önce işi yapması gerekir.
Syntina'nın teknoloji omurgası, küresel rakiplerle aynı (yer yer daha geniş) model setine dayanıyor: Flux, GPT Image, Nano Banana, Seedream gibi görsel modeller; Kling ve Veo gibi video modelleri; Hunyuan ve Meshy gibi 3D modeller — hepsi tek platformda, tek kredi havuzunda. Üstüne düğüm tabanlı tuval, 3ds Max/Blender eklentileri, 360° panorama ve görüntüden videoya üretim ekleniyor. Yani denklem "yerli veya güçlü" değil; "küresel teknoloji + TL fatura + Türkçe destek".
Kendi hesabınızı yapın: abonelik mi, kullandıkça öde mi?
Kur riskinin yanında ikinci bir soru daha var: dolar bazlı sabit abonelik mi, yoksa kullandıkça ödenen bir sistem mi sizin için daha ucuz? Formül şöyle kurulur:
Abonelik gerçek maliyeti ≈ (Aylık $ ücret × Kur) + Kullanılmayan ay maliyeti Kullandıkça öde maliyeti ≈ Σ (Ay içinde fiilen üretilen iş × birim maliyet)
"Kullanılmayan ay maliyeti" terimi kritik: dolar bazlı sabit abonelikte, o ay hiç render almasanız da ücret aynen işler — yani düşük iş hacmi olan aylarda abonelik sizin için ödediğiniz ama kullanmadığınız bir gidere dönüşür. Kullandıkça ödenen bir kredi sisteminde ise o ay az iş yapıyorsanız az öder, hiç yapmıyorsanız hiç ödemezsiniz; formüldeki toplam yalnızca fiilen üretilen işin üzerinden büyür.
Hangi modelin sizin için daha ucuz olduğu iş hacminizin ne kadar düzenli olduğuna bağlıdır: her ay benzer ve yüksek hacimde iş yapıyorsanız sabit abonelik (ya da Syntina'daki aylık plan, önceki yazımızdaki %20-30 avantajla) daha ucuza gelebilir; hacminiz aydan aya dalgalanıyorsa kullandıkça öde sistemi "kullanılmayan ay maliyeti" terimini sıfırladığı için genelde kazanır.
Sabit TL'nin planlama değeri de tam burada devreye giriyor: yukarıdaki iki formülden hangisini seçerseniz seçin, TL bazlı fiyatlandırmada kur terimi formülden tamamen çıkar — geriye yalnızca "ne kadar iş yaptım" sorusu kalır, "kur bugün ne durumda" sorusu kalmaz. Planlama açısından fark budur: dolar bazlı sistemde iki değişkeni (iş hacmi + kur) birden tahmin etmeniz gerekirken, TL bazlı sistemde tek değişkeni (iş hacmi) tahmin edersiniz.
Kıyas tablosu: aynı ofis, iki senaryo
| Kalem | Yurt dışı araç (USD) | Syntina (TL) |
|---|---|---|
| Aylık ücret | Kurla her ay değişir | Sabit TL |
| Fatura | Yurt dışı belge, gider süreci belirsiz | Türkiye e-faturası |
| Destek | İngilizce, farklı saat dilimi | Türkçe, aynı saat dilimi |
| Talimat dili | İngilizce prompt zorunlu | Türkçe yazın, sistem çevirsin |
| Görsel + video + 3D | Çoğunlukla ayrı araçlar, ayrı abonelikler | Tek platform, tek kredi havuzu |
Sonuç
Dolar aboneliğinin gerçek maliyeti; kur belirsizliği + gider gösterilemeyen ödeme + bekleyen destek talebi + İngilizce prompt'la kaybedilen kalitenin toplamı. Bu kalemlerin her biri tek başına küçük görünebilir; bir yılın sonunda toplamı, araç seçiminizi değiştirecek kadar büyük. Yukarıdaki iki formülü kendi abonelik ücretiniz ve aylık iş hacminizle doldurduğunuzda, bu toplamın sizin ofisiniz için ne kadar büyük olduğunu görürsünüz — tahminle değil, hesapla.
Sık Sorulan Sorular
Kur riski formülünü hangi kur verisiyle hesaplamalıyım? Abonelik ödemenizin gerçekleştiği güne en yakın kur ile, karşılaştırmak istediğiniz tarihteki (örnek: yıl sonu) kuru kullanın. Formülün amacı kesin bir muhasebe rakamı değil, riskin büyüklüğünü görmenizdir; yıl içinde birden fazla ödeme yaptıysanız her ödemeyi kendi tarihindeki kurla hesaba katmak daha doğru bir tablo verir.
"Kullanılmayan ay maliyeti" gerçekten önemli mi, küçük bir kalem değil mi? İş hacminiz düzenliyse küçük kalır. Ama mevsimsel çalışan ofisler (örnek: belirli aylarda proje yoğunluğu düşen) için bu terim yıl genelinde birikir — az iş yaptığınız aylarda da tam abonelik ücretini ödemiş olursunuz. Yukarıdaki formülde bu terimi kendi ay-ay iş hacminizle hesapladığınızda gerçek büyüklüğünü görürsünüz.
Birden fazla dolar aboneliğim varsa (render + video + upscale) hesabı nasıl yaparım? Her aboneliği ayrı ayrı yukarıdaki kur riski formülüne koyup toplayın — render, video ve upscale için ayrı sağlayıcılarınız varsa üç ayrı kur riski, üç ayrı fatura/gider süreci ve üç ayrı destek hattı demektir; toplam risk kalemlerin toplamıdır, en büyüğü değil.
Hesabı kendi rakamlarınızla yapmak isterseniz render tasarruf hesaplayıcımız açık; platformu denemek için ücretsiz hesap yeterli.
